Bir işletmede işe alım genellikle acil bir ihtiyaçla başlar: birisi ayrılmıştır, sipariş artmıştır ya da yeni bir hat açılmıştır. Bu andan itibaren özgeçmişler dört beş ayrı yerden gelir; İK'nın e-posta kutusuna, ilan sitesinin paneline, WhatsApp'a, tanıdık üzerinden elden, bazen de kapıya bırakılmış kâğıt olarak. Her kanal ayrı bir yerde birikir ve hiçbiri diğerini görmez. Pozisyon kapandığında bu yığın olduğu yerde kalır; altı ay sonra aynı pozisyon yeniden açıldığında arama sıfırdan başlar. Oysa aranan kişi çoğu zaman geçen turda başvuranların arasındadır; kimse onu bulamaz, çünkü kayıt aranabilir değildir ve kimsenin sahibi yoktur.
İkinci sorun sürecin görünmezliğidir. Hangi adayın hangi aşamada olduğu, kimin görüşme yaptığı, neden elendiği ve teklifin nerede beklediği çoğu zaman yalnızca bir kişinin aklındadır. Departman yöneticisi o adayı beğenmiştim der, İK'nın kaydında böyle bir not yoktur. Görüşmeye gelen adayların bir kısmına hiç dönüş yapılmaz; bu, ilan verilen her turda işveren itibarını biraz daha yıpratır. Kadro tarafı da benzer şekilde belirsizdir: alımın kimin talebiyle açıldığı, hangi bütçeye yazıldığı ve kimin onayladığı sonradan sorulduğunda cevap aranır. Süreç kötü olduğu için değil, hiçbir yerde yazılı olmadığı için takip edilemez.
Aday takip sistemi (ATS) bu dağınıklığı tek bir akışa alır. İlan tek yerden hazırlanır, başvurular kanalı ne olursa olsun aynı havuza düşer ve aynı kişinin farklı kanallardan gelen kayıtları birleşir. Özgeçmişten gelen bilgiler yapılandırılmış alanlara çıkarılır; böylece havuz gerçekten aranabilir hale gelir: hangi makineyi kullanmış, hangi ilçede oturuyor, hangi vardiyada çalışabiliyor. Süreç aşamalara ayrılır; her adayın hangi aşamada olduğu, kimin değerlendirdiği ve hangi gerekçeyle ilerlediği kayıt altındadır. Mülakat notu herkesin kendi defterine değil ortak bir değerlendirme formuna yazılır. Teklif verildiğinde şartlar kayda geçer; aday kabul ettiğinde dosya işe başlama tarafına, yani İK sistemine devredilir.
Bu sayfada iki sınırı açıkça yazıyoruz. Birincisi: özgeçmiş ayrıştırma yararlı bir kolaylıktır ama hatasız değildir; serbest biçimli belgelerde alanlar yanlış okunabilir, bu yüzden çıkarılan bilgi her zaman düzeltilebilir kalır ve doğrulama insandadır. İkincisi: adayı yazılım elemez. Otomatik puanlamayı tek başına karar mekanizması yapmak hem yanlış kişileri eler hem de geçmiş verideki önyargıyı sessizce sürdürür; sistem listeyi kısaltmak ve kararın gerekçesini kayda geçirmek için vardır, kararın sahibi işe alan yöneticidir. Üçüncü bir konu da baştan konuşulmalıdır: aday verisi süresiz saklanamaz. Hangi verinin ne kadar tutulacağı ve rızanın nasıl alınacağı KVKK tarafında tanımlanmalıdır; sistem bu kararı uygular ve imhayı kayda geçirir.