Depoda en çok tekrarlanan cümle şudur: mal var ama nerede olduğunu bilmiyoruz. ERP ekranında o üründen yeterli miktar görünür, sevkiyat için indirilmek istendiğinde iki farklı koridorda aranır, bir kısmı başka bir siparişe ayrılmıştır, bir kısmı da geçen ay yer açmak için üst rafa kaldırılmıştır. Depoyu bilen kişi izindeyse arama süresi ikiye katlanır. Bu arada araç kapıda bekler, yükleme gecikir ve müşteriye verilen termin kayar. Sayım günü geldiğinde ise fark çıkar; kimse farkın nereden geldiğini açıklayamaz, sistem stoğu elle düzeltilir ve aynı döngü yeniden başlar. Sorun çoğu zaman çalışanların özensizliği değildir; deponun bilgisi kayıtta değil, insanların hafızasındadır.
Buradaki boşluk ERP'nin eksikliği değil, kapsamının sınırıdır. ERP'nin stok modülü miktarı ve değeri tutar: hangi üründen ne kadar var, maliyeti nedir, hangi depoya aittir. Malın hangi rafta, hangi gözde, hangi palette durduğunu; kimin ne zaman aldığını, hangi siparişe ayrıldığını ve hangi partiden geldiğini ise tutmaz. Depo yönetim sistemi (WMS) tam olarak burada başlar. WMS, ERP'nin yerine geçmez ve muhasebe tarafına dokunmaz; miktar bilgisinin altına fiziksel yer, hareket ve sorumluluk katmanını ekler. Bu ayrımı baştan net koymak önemlidir, çünkü çoğu firmada WMS bir ikinci ERP sanıldığı için ya gereksiz görülür ya da olduğundan büyük bir proje gibi düşünülüp hiç başlanmaz.
Kurulum fiziksel düzenle başlar. Depodaki koridor, raf, kat ve göz bir adres planına dökülür; her adres etiketlenir ve okunabilir hale gelir. Bundan sonra her hareket barkodla kayıt altına alınır: mal kabulde ürün okutulur ve sistem onu hangi adrese yerleştireceğini söyler, toplama sırasında el terminali operatörü depoda gereksiz yol yürütmeyen bir sırayla adresten adrese yönlendirir, sevkiyat öncesinde yüklenen koli okutularak siparişle karşılaştırılır. Yanlış ürün okutulduğunda uyarı yükleme yapılmadan önce çıkar. Sayım da yılda bir kez hattı durdurup yapılan bir olay olmaktan çıkar; sistem hangi adreslerin ne zaman sayılacağını kendisi sıraya koyar ve sayım üretimi durdurmadan parça parça ilerler.
Bu işin dürüst tarafı şudur: WMS düzensiz bir depoyu düzenli yapmaz, düzeni ölçülebilir ve sürdürülebilir kılar. Adres planı yoksa, etiketler yıpranıp okunmuyorsa veya operatör okutmadan malı alıp gidiyorsa sistem yanlış veriyi eskisinden daha hızlı biriktirir. Bu yüzden ilk aşama yazılım değil saha çalışmasıdır ve bunun için ayrılan süreyi kısaltmayı önermiyoruz. Ayrıca WMS sayımı ortadan kaldırmaz, sadece küçültür ve yayar. El terminali, etiket yazıcısı ve etiket sarf malzemesi gerçek bir maliyet kalemidir; bunu projenin sonunda sürpriz olarak değil, keşif aşamasında yazılı olarak koyarız. Buna karşılık depo adreslenip hareketler kayda geçtiğinde, henüz hiçbir optimizasyon yapılmadan bile aranan malın bulunması ve sevkiyat hatalarının görünür olması tek başına kazanç üretir.