Her ofisin, kimsenin adını koymadığı bir işi vardır: sabah bir programı açıp ekrandaki listeyi başka bir programa tek tek girmek. Banka ekstresini indirip muhasebeye işlemek, pazaryeri panelinden sipariş listesini kopyalayıp sevkiyat dosyasına yapıştırmak, gelen e-postadaki Excel'i satır satır sisteme aktarmak. Bu iş genellikle tek bir kişinin üzerindedir ve o kişi izne çıktığında iş durur. Kimse bunu bir süreç olarak görmez, çünkü hiçbir prosedürde yazmaz ve hiçbir raporda görünmez. Oysa gün içinde saatler tutar, mesai sonunun yorgunluğunda hata üretir ve hatanın nerede yapıldığı çoğu zaman ancak haftalar sonra, bir mutabakat tutmadığında fark edilir.
Bu işin doğru çözümü çoğu zaman entegrasyondur: iki sistem birbirine bağlanır ve veri elle taşınmaz. Ne var ki sahada bu her zaman mümkün olmaz. Kullanılan program yıllar önce yazılmıştır, dışarıya bir arayüzü (API) yoktur; yazan firmaya ulaşılamaz ya da geliştirme yapmak istemez. Kimi zaman da gelen geliştirme teklifi, o işin bir yıllık elle yapılma maliyetinden yüksek çıkar. Bazen lisans sözleşmesi veri tabanına doğrudan yazmayı yasaklar, bazen de yazmak destek kapsamını düşürür. Kimi zaman sistem zaten yakında değişecektir ve bugün ona entegrasyon yatırımı yapmak mantıklı değildir. Kısacası doğru kapı kapalıdır, ama iş her sabah aynı şekilde yapılmaya devam etmektedir.
Robotik süreç otomasyonu (RPA) tam bu noktada devreye girer. RPA, insanın ekranda yaptığı adımları, yani pencereyi açmayı, alana tıklamayı, veriyi yazmayı, kaydete basmayı ve listeyi indirmeyi kurallara bağlayıp tekrarlanabilir biçimde çalıştıran bir yazılım robotudur. Robot hedef sistemin arayüzünü tıpkı bir kullanıcı gibi kullanır; bu yüzden o programda hiçbir değişiklik yapılması, hiçbir güncelleme talep edilmesi gerekmez. Robotun kendi kullanıcı hesabı ve kendi yetki sınırı olur, ne zaman çalışacağı bir takvime bağlanır ve attığı her adım kayda geçer. Beklemediği bir ekranla karşılaştığında ise devam etmez; durur ve işi bir insana devreder. Robot böylece bir çalışanın kısayolu değil, denetlenebilir bir sistem bileşeni olarak kurulmuş olur.
Bu işi dürüst kurmanın şartı, RPA'nın ne olmadığını baştan söylemektir. Hedef sistemin arayüzü (API) varsa doğru çözüm RPA değil entegrasyondur; entegrasyon daha hızlı çalışır, daha ucuza kurulur ve çok daha dayanıklıdır. RPA ise ekrana bağımlıdır: sistem bir güncellemeyle ekran düzenini değiştirdiğinde robot durur ve bakım gerektirir. Bu bakım yükü işin gerçeğidir ve projeye baştan yazılır. Ayrıca kötü kurgulanmış bir süreci robotlaştırmak onu düzeltmez, yalnızca hatayı hızlandırır; bu yüzden robota geçmeden önce sürecin gereksiz adımlarını ayıklarız. RPA'yı kalıcı bir mimari olarak değil, entegrasyonun mümkün olmadığı yerde çalışan bir köprü olarak öneririz.