Makine satan bir firmada satış, ürün müşteriye teslim edildiğinde bitmez; asıl uzun ilişki servisle başlar. Ne var ki servis işi çoğu firmada kayıt dışında yürür. Müşteri servis sorumlusunu telefonla arar, sorumlu teknisyenlerden birini gönderir, teknisyen sahada gördüğünü kendi defterine yazar, kullandığı parçayı akşam depoya sözlü olarak bildirir. Sistem çalışıyor gibi görünür, çünkü işler bir şekilde kapanır. Ama kimin ne zaman gittiği, hangi makinede kaçıncı kez aynı arızanın çıktığı ve hangi parçanın garantiye mi yoksa müşteriye mi yazılacağı sorularının yanıtı hiçbir yerde toplu durmaz. Bu bilgiler ancak bir sorun büyüdüğünde, çoğunlukla da geç kalınmış bir tartışmanın ortasında aranmaya başlanır.
Bu dağınıklığın faturası üç yerden çıkar. Birincisi garantidir: kapsam dışı olması gereken bir iş, kaydı olmadığı için ücretsiz yapılır; ya da tersine, garantideki bir iş müşteriye fatura edilir ve ilişki zedelenir. İkincisi parçadır. Servis aracında taşınan parçalar depo stoğunda görünmediği için hem sayım tutmaz hem de aynı parça ikinci kez satın alınır. Üçüncüsü zamandır. Teknisyenin günü, birbirine yakın iki iş yerine şehrin iki ucundaki iki işle dolduğunda kaybedilen süre kimsenin raporunda yer almaz. Bu üç kalem tek tek küçük görünür; yıl sonunda servis biriminin gerçekten kâr mı zarar mı ürettiği sorusunu yanıtsız bırakacak kadar büyür.
Saha servis yönetimi (Field Service Management, FSM), bu zinciri baştan sona tek kayıt üzerinde yürütür. Gelen talep bir servis kaydına dönüşür; kayıt müşteriye değil, müşterideki belirli makineye bağlanır. Makinenin seri numarası, kurulum tarihi, garanti bitişi ve geçmiş servisleri o kaydın yanında durur. Atama yapılırken teknisyenin yetkinliği, bulunduğu bölge ve o günkü doluluğu birlikte görülür. Teknisyen işi kendi telefonundan alır; sahada yaptığı işi, kullandığı parçayı ve harcadığı süreyi orada girer, müşteriye ekranda imzalatır. İş kapandığı anda parça stoktan düşer, garanti kapsamı belirlenir ve faturalanacak kalemler hazır hale gelir. Ofis tarafında ise açık işlerin nerede olduğu, hangi teknisyenin hangi işte bulunduğu ve hangi talebin süresi dolmak üzere olduğu tek ekrandan izlenir.
Bu işin sahada tökezlediği yer neredeyse her zaman aynıdır: internet. Servisin verildiği yer bir fabrikanın bodrumu, bir şantiye ya da şehirlerarası bir tesis olabilir ve kapsama alanı yoktur. Mobil uygulama çevrimdışı çalışamıyorsa teknisyen kaydı akşam yeniden girmek zorunda kalır, birkaç hafta içinde de sistemi kullanmayı bırakır. Bu yüzden mobil tarafı çevrimdışı öncelikli kurarız: iş emri cihazda durur, girişler cihazda yapılır, bağlantı geldiğinde eşitlenir. Buna karşılık dürüst olalım; saha servis yazılımı boşa giden yolu azaltır ama trafiği, müşterinin kapıda bekletmesini ve yanlış teşhisi çözmez. Sistemin verdiği şey kestirme değil, görünürlüktür. Görünürlük de tek başına bir kazanç değildir; servis biriminin gerçekte neye mal olduğunu ilk kez ölçülebilir hale getirir ve kararlar bundan sonra veriye dayanır.