Çoğu fabrikada tedarik zinciri diye tek bir sistem yoktur; birbirine bakmayan parçalar vardır. Satın alma kendi Excel'inde sipariş takip eder, üretim planı ayrı bir dosyada döner, depo kendi sayımına güvenir, sevkiyat bilgisi ise nakliyecinin telefonuna bağlıdır. Bu parçaların her biri kendi içinde doğru çalışabilir; sorun aralarındaki boşluklarda çıkar. Aynı hafta içinde bir hammadde tükendiği için hat dururken, başka bir hammadde depoda aylardır bekliyor olabilir. Bu iki durum çelişkili görünse de aynı nedenden doğar: kimse zincirin tamamını aynı anda görmüyordur. Karar, o parçayı elinde tutan kişinin gördüğü kadarıyla verilir ve toplamda ortaya kimsenin istemediği bir tablo çıkar. Zincirin görünmediği yerde şirket bilgi eksikliğini stokla kapatır; fazla stok aslında bir güvensizlik maliyetidir.
ERP'nin bu tabloda yeri bellidir ve o yeri iyi doldurur: siparişi kaydeder, stoğu tutar, faturayı keser. Ancak ERP büyük ölçüde şirketin içini bilir. Malın gemide mi, gümrükte mi, yoksa hâlâ tedarikçinin deposunda mı beklediğini; hangi tedarikçinin son altı ayda kaç kez terminini kaçırdığını; bu ay verilmesi gereken siparişin önümüzdeki üretim planıyla uyumlu olup olmadığını genellikle söylemez. Bunları söyleyebilmesi için ya modül dışı bilginin sisteme girmesi ya da o bilginin başka bir yerde toplanması gerekir. Sahada olan ikincisidir: bilgi, planlamacının kafasında ve kişisel dosyalarında birikir. Bu yüzden o kişi izne çıktığında planlama fiilen durur ve yerine bakan kimse aynı kararı veremez.
Tedarik zinciri yönetimi katmanı, ERP'yi değiştirmeden onun üstüne kurulur. Siparişler, stok hareketleri ve üretim planı ERP'den okunur; tedarikçi teyitleri, sevkiyat bilgileri, gümrük ve nakliye durumları ise dışarıdan toplanır. Bu ikisi tek bir zaman ekseninde birleştiğinde şu soruların cevabı ortaya çıkar: önümüzdeki haftalarda hangi malzeme açığa düşecek, bu açık hangi siparişleri riske atıyor ve açığı kapatmak için siparişin en geç ne zaman verilmesi gerekiyor. Sistem bu soruları bir panoda cevaplar, kritik eşik aşıldığında uyarı üretir. Kararı yine insan verir; yazılımın işi kararı vermek değil, kararın verileceği tabloyu eksiksiz ve güncel hale getirmektir.
Bu işin sınırını baştan çizmek gerekir. Yazılım tedarik süresini kısaltmaz; ithal bir hammadde altı haftada geliyorsa sistem kurulduktan sonra da altı haftada gelir. Cevap vermeyen bir tedarikçiyi de cevap verir hale getirmez. Sağladığı şey, o süreyi bilerek planlamak ve gecikmeyi malzeme hatta yetişmediğinde değil, siparişin verildiği hafta öğrenmektir. Ayrıca sistemin doğruluğu, beslendiği verinin doğruluğunu geçemez. Depo sayımı tutmuyorsa, ürün ağacı güncel değilse veya teslim tarihleri sisteme girilmiyorsa pano da yanlış gösterir. Bu yüzden kurulumun ilk aşaması ekran tasarımı değil, veri kaynaklarının güvenilirliğini tespit etmektir; çoğu projede asıl emek buraya gider ve bunu baştan söylemek gerekir.