İhracatta menşe, çoğu işletmede bir belge işi gibi görünür: belge düzenlenir, dosyaya konur, iş biter. Oysa menşe bir belge değil bir sonuçtur; belge yalnızca o sonucun beyanıdır. Ürünün tercihli menşei kazanıp kazanmadığı, kullanılan girdilerin nereden geldiğine, üretimde hangi işlemin yapıldığına ve o ürün için anlaşmada tanımlanan kuralın ne istediğine bağlıdır. Bu hesabın yapıldığı yer çoğu fabrikada bir Excel dosyası ya da tecrübeli bir kişinin hafızasıdır.
Sorun, hesabın yapılmamasından çok izlenebilir olmamasından çıkar. Girdi tedarikçisi değişir, aynı ürünün bir partisi yerli bir partisi ithal girdiyle üretilir, kur ve fiyat hareketi katma değer oranını eşiğin altına indirir. Ürün aynı görünür, menşe sonucu değişmiştir. Sonradan kontrol istendiğinde beklenen şey belgenin kendisi değil, o belgenin dayandığı hesaptır: hangi girdi, hangi menşe, hangi değer, hangi kural. Bu zincir kurulmamışsa iddia savunulamaz.
Kurduğumuz sistem bu zinciri ürün reçetesinin üstüne oturtur. Her girdi için menşe ve değer bilgisi tutulur; tedarikçiden alınan menşe beyanları ürün bazında, geçerlilik süresiyle birlikte kaydedilir; ürünün tabi olduğu kural anlaşmaya göre tanımlanır ve hesap makine tarafından yapılır. Sonuç tek bir evet-hayır değildir: kuralın hangi maddesinin sağlandığı, hangi girdinin sonucu belirlediği ve eşiğe ne kadar yaklaşıldığı görünür. Eşiğe yakın ürünler ayrıca işaretlenir, çünkü asıl risk oradadır.
Bu sayfada anlatılan yazılım karar desteği verir; gümrük idaresi karşısındaki sorumluluğun yerine geçmez. Beyanın doğruluğu yükümlü olarak size, sınıflandırma ve beyan işlemleri gümrük müşavirinize aittir; bir tarife pozisyonu konusunda bağlayıcı bir güvence isteniyorsa bunun yolu yazılım değil, gümrük idaresine yapılan bağlayıcı tarife bilgisi başvurusudur. Bizim kurduğumuz katman, bu kararların gerekçesiyle birlikte tek yerde tutulmasını, tekrar eden ürünlerde aynı kararın uygulanmasını ve sonradan sorulduğunda hesabın eksiksiz çıkarılabilmesini sağlar.