Sürdürülebilirlik raporlaması, çoğu işletmede bir rapor yazma işi olarak görülür. Oysa raporun kendisi işin en küçük parçasıdır; asıl yük, rapordaki her göstergenin arkasındaki verinin toplanmasıdır. Enerji ve yakıt tüketimi, satın alınan elektrik, araç filosunun tüketimi, su çekimi ve deşarjı, atık miktarları, çalışan sayıları ve devir oranları, iş kazası istatistikleri, eğitim saatleri ve tedarikçi bilgileri. Bu verilerin her biri farklı bir birimde, farklı bir kişide ve farklı bir formatta durur.
İlk yıl bu veri, olağanüstü bir çabayla elle toplanır. E-postalar gider, Excel dosyaları toplanır, eksikler tahminle doldurulur ve rapor çıkar. İkinci yıl aynı çaba yeniden gerekir; üstelik bu kez geçen yılki rakamın nasıl hesaplandığını hatırlayan kimse kalmamıştır. Karşılaştırılabilirlik kaybolur, çünkü yöntem kayıt altında değildir. Denetim ya da güvence çalışması geldiğinde sorulan ilk soru da tam olarak budur: bu rakam nereden geldi.
Kurduğumuz altyapı bu soruya cevap verebilmek için tasarlanır. Her gösterge bir veri kaynağına, bir sorumluya, bir hesaplama yöntemine ve bir periyoda bağlanır. Otomatik alınabilecek veriler sistemlerden çekilir; elle girilmesi gereken kalemler için form ve takvim kurulur, kim ne zaman girdi kaydı tutulur. Hesaplama yöntemi ve kullanılan katsayılar sürümlenir, böylece iki yıl sonra aynı rakam aynı yöntemle yeniden üretilebilir.
Sınırı açıkça yazalım: sürdürülebilirlik raporları bağımsız güvence denetimine tabi olabilir ve o denetimi yapan taraf biz değiliz. Raporun içeriğine, hangi standarda göre hazırlanacağına ve göstergelerin nasıl yorumlanacağına siz ve danışmanınız karar verir. Bizim işimiz veri altyapısıdır: verinin kaynağından toplanması, izinin korunması ve raporlama döneminin bir toplama telaşına dönüşmemesi. Bu ayrım, güvence sürecinde sizin lehinize çalışır.