Bir firmada paranın nerede olduğu sorusunun cevabı çoğu zaman tek bir yerde durmaz. Cari bakiye muhasebe programındadır, ama hangi müşterinin vadesinin ne zaman dolduğu satış ekibinin kafasındadır. Çek portföyü ayrı bir defterde ya da çekmecede tutulur; hangi çekin ne zaman tahsile verileceği hatırlamaya kalır. Banka hareketlerine gün sonunda internet şubesinden bakılır, masraf fişleri ay sonunda toplanır. Haftalık nakit tablosu ise genellikle tek bir kişinin hazırladığı, formülleri her ay biraz daha bozulan bir Excel dosyasıdır. Bu dağınıklık küçük ölçekte yürür; ödeme trafiği arttığında ve vade sayısı çoğaldığında yürümez. Sorun muhasebenin yanlış tutulması değildir. Muhasebe kaydı geçmişi doğru yazar ama önümüzdeki üç haftayı göstermez.
Bu noktada verilen en yaygın karar, muhasebe programını değiştirmektir ve genellikle yanlış karardır. Logo, Mikro, Netsis ve benzeri programlar yasal defter, beyanname, e-fatura ve e-defter tarafında yıllardır oturmuş, mevzuat değiştikçe güncellenen sistemlerdir. Bu alanı yeniden yazmak hem gereksiz hem risklidir; biz de yazmıyoruz ve yerine geçen bir ürün önermiyoruz. Kurduğumuz şey, mevcut muhasebe programınızın yanında çalışan bir finans yönetimi katmanıdır. Kaynak kayıt muhasebede kalır; cari, fatura ve banka verisi oradan okunur, üzerine vade, tahsilat sözü, risk limiti, masraf onayı ve nakit projeksiyonu gibi programın çoğu zaman yeterince taşımadığı süreçler eklenir. Bu katmanda üretilen kayıtlar da geri muhasebeye yazılır.
Bu katmanın literatürdeki adı FMS, yani finansal yönetim sistemidir. Yakın bir terim olan FRM ise finansal risk yönetimi anlamına gelir ve kur, faiz, vade ile karşı taraf riskinin ölçülüp sınırlandırılmasını anlatır. Uygulamada ikisi iç içe geçer: müşteriye risk limiti koymak, açık dövizli alacağı izlemek ve vade uyumsuzluğunu görmek FRM konusudur ama aynı ekranlarda yaşar. Biz FMS'i geniş anlamıyla kurar, FRM tarafını ise firmanın gerçekten taşıdığı risk kadar ekleriz. İhracat yapan bir firmada kur ve akreditif takibi anlamlıdır; yalnızca iç piyasaya çalışan bir firmada aynı ekranlar boş kalır ve kullanılmaz. Kapsamı taşınan riske göre daraltmak, bu işte en çok işe yarayan karardır.
Sınırı baştan yazalım. Bu katman mali müşavirinizin işini yapmaz: beyanname vermez, yasal defter tutmaz, muhasebe fişinin vergisel doğruluğundan sorumlu olmaz. E-fatura ve e-defter tarafında da özel entegratörünüz ya da muhasebe programınız ne yapıyorsa onu yapmaya devam eder; biz bu akışlara bağlanırız, yerlerini almayız. Ayrıca hiçbir yazılım tahsil edilemeyen bir alacağı tahsil etmez; sistemin yaptığı, vadesi geçen alacağı ve verilen tahsilat sözünü görünür tutmak, kimin arayacağını belirsizlikten çıkarmaktır. Beklentiyi buraya oturttuğumuzda proje işe yarar. İşe de her zaman sahadan başlarız: mevcut muhasebe programı, banka sayısı, çek hacmi ve ay sonunda elle yapılan işler yerinde görülmeden kapsam yazılmaz.